24 Mayıs 2021 - 13:59
Suudi Arabistan'ın Gazze Savaşına Yaklaşımı

Siyonist Rejim İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik 11 günlük saldırganlığı ile ilgili Suudi Arabistan haber çevrelerinin olayları ters yüz göstermesi ve Siyonist rejimin mağdur taraf olduğunu lanse etmesine bakıldığında Suudi medyanın İsrail rejimin Gazze şeridine saldırısına destek verdiği anlaşılıyor.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Aslında bu medya kuruluşlarının bu dönemdeki propaganda yaklaşımı ateşkes öncesi ve sonrası olmak üzere iki bölümde ele alınabilir. 

Burada önemli olan konu Suudi medyasının Gazze'deki gelişmeleri haber yaptığı sırada "tersine çevirme" ilkesine göre çalışmasıdır. Söz konusu haber çevreleri bu amaç doğrultusunda, genelde siyasi yaklaşımları  medya organlarına uygun misafirler çağırarak Filistinli direniş gruplarını suçlanmaya çalıştılar.
Söz konusu haber çevreleri bu savaşı Filistin veya Filistinlilerin değil, Siyonist Rejim İsrail ile Filistin İslami Direniş Hareketi-HAMAS arasında olduğunu göstermeye ve böylece HAMAS'ı suçlayarak, Siyonist Rejim cinayetlerine Hamas'ın sebebiyet verdiğini göstermeye çalıştılar. 
Bu izlenimi oluşturmaya aşılamak için, Suudi propaganda ajansları, doğrudan ve dolaylı olarak metin, görüntü ve ses  araçlarını kullanarak, HAMAS'ın bu medya kuruluşlara göre Filistin halkının temsilcisi olan Filistin Özerk Yönetiminin izni olmadan,  Mısır ve Ürdün gibi Arap ülkelerini bilgilendirmeden savaşa giriştiğini lanse etmeye çalıştı. 
Aslında, böylesi bir propagandif çalışmanın arkasında,  HAMAS'ın  "isyancı" bir grup olarak lanse edilmesi var. Gerçekte HAMAS'ın isyankar bir grup olarak gösterilmesi İsrail'i meşrulaştırma doğrultusunda atılan bir adımdır.  Başka bir deyişle, böylesi bir çatışma sırasında, dolaylı olarak ve tabii ki açıkça ağırladıkları konukların dilinden,  HAMAS'ın isyankar gösterilmesi bu propagandif çalışmanın bir yanıdır. Bir diğer yandan da telkin ve akıl yürütmekle Siyonist Rejime meşruiyet kazandırma olayı yer almaktadır.
Suudi propaganda kuruluşları geçmişte olduğu gibi Filistinli grupları Araplardan ayrı tutmaya ve Arap kimliklerini arındırmaya çalışıyorlar. 
Bu bağlamda propagandif çalışmaları çerçevesinde, Filistin direniş gruplarının Arap olmayan bazı ülkelerle, özellikle de İran İslam Cumhuriyeti ile bağlantılarını öne sürerek, Filistinli grupları ötekileştirmeye çalıştılar.  Filistinli direniş grubu yetkililerinin İran İslam Cumhuriyeti'ne desteğinden dolayı teşekkürlerini bildirmesi bu gruplar tarafından bir koz olarak kullanılmaya çalışıldı. Bu bağlamda Filistin direniş gruplarının, sırf  İran'ın isteği üzerine böylesi bir savaşa giriştiği iddiası, bu medya organları tarafından ortaya atıldı. 
Bu  medya kuruluşlarının bir başka propgandif çalışması da Siyonist Rejimi mağdur gösterme ve Direniş gruplarını saldırgan duruma düşürmek çalışmaları idi.  Bu medya kuruluşları,  İsrail'in savunma ve Filistinli grupların saldırı konumunda olduğuna dair  temelsiz varsayımlar ve iddialarla, izleyiciyi bu yönde manipüle etmeye çalıştı.  
Bu bağlamda Siyonist Rejimin sadece tünellere ve direniş güçleri üslerine saldırdığı ancak Direniş Güçlerinin sivil halka saldırıp onları paniğe düşürmek istediği  lanse edilmeye çalışıldı. 
Ateşkesin ilan edilmesinin ardından ise aynı medya kuruluşları Gazze, Kudüs ve Batı Şeria halkının mutluluğuna dair herhangi bir görüntü yayınlamamaya çalıştılar ve Filistinli grupların itibarını sarsmak amacıyla  durumu felaket olarak göstermeye çalıştılar. HAMAS'ı ve diğer Filistinli grupları sorumlu tutmak amacıyla Gazze'de ortaya çıkan yıkımı, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın ateşkesi sağlamadaki rolünü vurgulayarak, Arabistan ve Mısır'ın çabalarının olmaması halinde, Gazze'de ateşkesin sağlanamayacağını öne sürerek bu ateşkesin ana nedeni olan  direniş gruplarının başarı ve zaferini gözardı etmeye çalıştılar./

342/